Muhasebe Hizmeti

  1. sevalsenturk
  2. Makale
  3. Perşembe, 25 Nisan 2019
  4.  Bülten Üyeliği
Bu Makalemiz de gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için geçerli olabilen kanunen kabul edilmeyen giderler konusu, KDV'yi ilgilendiren kısmı açıklanacak.

Kanunen kabul edilmeyen gider, kanunen kabul edilmeyen ödemeler gider yazılamaz. Belirtilen cümlenin tanımı; mükellef bir gideri maliyet veya gider hesabına eklemiş, dolayısıyla ticari kârını olması gerekenden düşük hesaplamışsa, bu tutar beyanname verilirken ticari kazanca eklenir. Asıl olan husus mükellefin gelir veya kurumlar vergisi beyannamesini verirken ticari kazanç veya kurum kazancı olarak beyan edilen tutardan KKEG olarak adlandırılan tutarların hasılattan düşülmemesidir. Yapılan bu giderler yıl içinde ticari kardan düşülmemiş ise bu KKEG' nin ilave edilmesine gerek kalmamaktadır.

1- Gelir Vergisi Mükellefleri Bakımından Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler;

Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır der kanun maddesi.Safi kazanç tespit edilirken bazı giderlerin indirilmesine izin verilirken, bazı giderlerin matrahtan indirimine izin verilmez. Kanun koyucu gelir mükellefleri için Gelir Vergisi Kanunu madde 41 de bunu ifade etmiş olsada koşullarını sağlamamış her gider KKEG sayılabilir.

1. GVK madde 41/1; Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 1’inci bendinde teşebbüs sahibi ile eşi ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerlerin gider olarak kabul edilmeyeceğini ve aynen alınan değerlerin emsal bedelle değerlenerek teşebbüs sahibinin çektiklerine ilave edileceği belirtilmiştir. Ticari kazancın tespitinde tahakkuk esası geçerlidir ve bu yöntem, dönem sonları itibariyle çıkartılan bilançolardaki özsermaye tutarlarının kıyaslanmasını zorunlu kılar ve bu kıyaslamanın sonucunda bulunan özsermaye artışlarının kâr olarak adlandırılması sonucunu doğurur. Kanun koyucu ticari işletmenin sahibinden ayrı bir kişilik olduğunu varsaymış ve işletmeden çekilen tutarların emsal bedeli ile değerlenerek matraha ilave edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Böylece, işletmede bu şekilde oluşan kârın da işletme bünyesinde vergilendirilmesi esas alınmıştır.

2. GVK madde 41/2; Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler,ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 2'inci bendinde teşebbüs sahibi, eşi ve küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylık, ücret, ikramiye, komisyon ve tazminatların gider olarak sayılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Madde metninde ‘küçük çocuk’ ifadesi kullanılmıştır. Küçük çocuktan ne anlaşılması gerektiği konusunda gelir vergisi kanunun'da bir açıklık bulunmamaktadır. Gelir vergisi kanununun 3239 sayılı kanunun 138/b maddesi ile yürürlükten kaldırılan 33. maddesine göre 18 yaşını doldurmuş olanlar öğrenimlerine devam ettikleri takdirde 25 yaşını dolduruncaya kadar çocuk deyiminin kapsamına girerler. Ancak 18 yaşından büyüklerin küçük çocuk sayılamayacaklarını dolayısıyla işletmeden bir hizmet karşılığı olmak şartıyla ücret, ikramiye vb. alabileceklerinin kabul edilmesi gerekmektedir. Kanun koyucu işletme sahibinin aldığı ücretleri kanunen kabul edilmeyen gider sayılmak suretiyle, bu şekildeki ödemelerin halihazırda ticari kazanç olarak vergilendirileceğini kabul etmiştir.

3.GVK madde 41/3; Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 3'üncü bendinde teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermayeye yürütülecek faizler ile özsermaye niteliğindeki borçlar için hesaplanan kur farklarının gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme ile özsermayeye faiz hesaplanmasının önüne geçilmektedir. Öte yandan muhasebe kayıtlarının Türk lirası cinsinden tutulması ve sermaye hesabının da itibari değer ile değerlenmesi zorunludur.İtibari Değer (Nominal Değer): Her türlü senetlerle hisse senedi ve tahvillerin üzerinde yazılı olan değeridir. Genellikle kasa mevcudu (TL), çıkarılmış tahviller ve kıymetli evrak sayılan senetlerde kullanılır. Dolayısıyla işletmeye konulan sermayenin döviz vs. olarak gösterilip, değerlenmesi mümkün değildir. Özsermaye yabancı para birimi cinsinden izlenecek ve borsa rayici ile değerlenmesi sonucunda bir kur farkı gideri hesaplanacak olursa bu şekilde giderler de kanunen kabul edilmeyen gider kapsamında olacaktır.

4.GVK madde 41/4; Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 4'üncü bendinde ise teşebbüs sahibi, eşi ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya sair şekillerde mevcut alacakları için yürütülen faizlerin de gider olarak kabul edilemeyecekleri hüküm altına alınmıştır. Bu bent madde 41/3’ü tamamlayıcı bir niteliktedir. Bu nedenle önceki bentle ilgili olarak yaptığımız açıklamalar burada da geçerlidir. Buna göre işletme sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmeden olan cari hesap vs. şeklindeki alacakları için yürütülen faizlerin, bu alacakların dövizli olması halinde hesaplanacak kur farkı giderlerinin matrahtan düşülmesi imkansızdır.

5.GVK madde 41/5; Teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır.

Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır. Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13' üncü maddesi hükmü uygulanır.

6.GVK madde 41/6; Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 6'ıncı bendinde her nevi para ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatların gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.Kanun koyucunun amacı kamu yararını sağlamak olan para cezalarından kasıt mükellefin kendisinin veya personelinin işlemiş olduğu suçlardan ötürü ödemek zorunda olduğu cezalardır. Örneğin; trafik cezaları hiç bir şekilde gider yazılamaz. Maddede ayrıca vergi cezalarının da gider yazılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu hususu tekrar belirtmekte yarar görmekteyiz. Cezai muhatap kim olursa olsun, vergi ve para cezaları hiç bir şekilde gider olarak kabul edilemez. Madde de yer alan parantez içi ifade ile sözleşmelerde cezai şart olarak (öngörülen) tazminatların cezai mahiyette tazminat sayılmayacağı belirtilmek suretiyle, sözleşmeye istinaden ödenen tazminatların (Akitlerde ceza şartı olarak derpiş edilen tazminatlar, cezai mahiyette tazminat sayılmaz.) parantez içi hükümden de anlaşılacağı üzere gider olarak kaydedilebilir.

7.GVK madde 41/7; Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50’si (90/1081 sayılı BKK ile (0) sıfır) Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 7'inci bendi hükmü uyarınca her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait reklam ve ilan giderlerinin Bakanlar Kurulunca belirlenecek bir oranının kanunen kabul edilmeyen ödeme niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bakanlar Kurulu bu oranı 90/1081 sayılı Kararı ile “0” olarak belirlediğinden, fiilen her türlü alkol, alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerinin tanıtımına ilişkin giderler kanunen kabul edilmeyen gider değil; tamamı yasal giderdir.

8.GVK madde 41/8; Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin 8'inci bendi hükmü uyarınca gerek kiralanan ve gerekse işletmenin aktifinde kayıtlı bulunan yat, kotra, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyetinin konusunun dışında kullanılanlara ait gider ve amortismanlar artık gider olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle, işletmelerin esas faaliyeti ile ilgili olmayan söz konusu taşıtların giderleri ve amortismanları hasılattan indirilmeyecektir. Ancak, söz konusu taşıtların, işletmelerin esas faaliyet konusu ile ilgisi olması halinde, bu taşıtlara ilişkin giderlerin ve amortismanların tamamının ticari kazancın tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır.

9.GVK madde 41/9; Kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10'unu aşmamak üzere (700 Sayılı KHK'nın 45 nci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 09.07.2018)Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı.

10.GVK madde 41/10; Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.

Gelir vergisi mükelleflerinin yıl içerisinde ticari kazançlarından indiremeyeceği giderlerden bazıları ise şu şekilde açıklanabilir;

1- Gelir Vergisi ile diğer şahsi vergiler, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu’na göre ödenen gecikme faizleri GVK'nun 90. maddesi gereğince gelir vergisi ve diğer şahsi vergiler ile 6183 sayılı kanun ve VUK uyarınca ödenecek gecikme faizleri ve zamlarının vergi matrahından indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.GVK’nun 90/2. maddesine göre VUK kanunu uyarınca ödenen gecikme faizleri kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetindedir. Buna göre VUK’nun 116 ve 371. maddeleri uyarınca gecikme faizi ve pişmanlık zammı olarak ödenen faizler kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetindedir.

2- KDVK’nun 58. maddesinde mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ile mükellefçe indirilebilecek katma değer vergisi gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Aynı madde teslimi katma değer vergisinden istisna olan (kısmi istisna sayılan) işlemleri yapan mükelleflerin indirim konusu yapamadıkları katma değer vergisi tutarlarını gider yazabilmelerine izin vermektedir. Tam istisna kapsamında olup indirim konusu yapılabilen KDV tutarları ise gelir vergisi matrahından düşülemez. Ayrıca kanunen kabul edilmeyen giderlere ilişkin olarak yüklenilen katma değer vergisi tutarları da kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetindedir ve yüklenilen katma değer vergileri indirim konusu yapılamaz.

3-Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 14. maddesi otomobil, kamyonet, arazi taşıtları, özel amaçla kullanılan yat, kotra, ve her türlü tekneler ile uçak ve helikopterler için ödenen motorlu taşıtlar vergilerinin gelir ve kurumlar vergisi kanunu açısından kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetinde olduğunu kabul etmiştir. Ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyetiyle uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri araçlar için ödenen MTV’leri ise kanunen kabul edilen gider niteliğindedir. Ayrıca MTV kanununda belirtilen II sayılı listede yer alan araçlar için ödenen MTV lerde gider olarak kabul edilebilir.

4-VUK’nun 187. maddesi uyarınca mükellefler sahip olduğu gayrimenkullerden işletmelerinde kullandıklarını envantere dahil etmek zorundadır. Örneğin gelir vergisi mükellefi Bay X kendi adına kayıtlı bir gayrimenkulu kısmen veya tamamen ticari işletmesinde kullanıyorsa, onu envantere dahil etmek zorundadır. Envantere dahil edilen gayrimenkullerle ilgili olarak herhangi bir kira ödemesi yapılamaz, şayet yapılırsa bu ödeme kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olur.

5-Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde ticari kazançtan indirilecek giderleri esas almıştır. Adı geçen maddedeki koşulları taşımayan giderler de kanunen kabul edilmeyen gider olabilir. Örneğin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesiyle hiç bir bağlantısı olmayan bir gider GVK madde 40/1 uyarınca vergi matrahından düşülemez. Aynı şekilde GVK’nun 89. maddesinde çeşitli şahıs sigorta primlerinin gider yazılabileceği belirtilmiştir. Adı geçen maddede yazılı şartları taşımayan tutarlar da kanunen kabul edilmeyen giderdir.

Öte yandan gider yazmanın ön koşulunun belgelendirme olduğu dikkat edilmesi gereken bir husustur. Geçerli bir belge ile tevsik edilemeyen ödemeler vergi uygulamaları açısından kanunen kabul edilmeyen gider niteliğindedir.

Seval ŞENTÜRK
Yanıt
Yanıt verilmedi!


Bu iletiye yanıt yazılmamış!
İlk yazan siz olun!
Misafir
Yanıtınız
Dosya & görsel >> gif,jpg,png,jpeg,zip,rar,pdf türleri desteklenir!
• Ekle • Sil Maks. >> 1 MB
Bu detayları yalnızca moderatör görüp yanıtlayabilir!
Güvenlik Kodu
Lütfen kodu